37 Yaşımın Manifestosu, Durmak
- 31 Oca
- 2 dakikada okunur

Yeni yaşıma girerken, Bahar’dan son yıllarda çekildiğimiz fotoğraflarımızı istemiştim ve baktığımda hep bir duruş hali sezdim kendimde. Düşünceler birbirini kovaladı ve “durmak” kelimesinin harikuladeliğini fark ederek, hayatımda durduğum noktalar canlandı. Yeni yaşımın manifestosu olsun istedim en sonunda.
Durmak filinin çok anlamı var ve hepsiyle ilgili bir davranışım, bazen inancım veya tavrım var.
Ara vermek hali, bazen o yoğunlukların, bitmek bilmez iş listelerinin, yeni eğitimlerin arasında adeta göçük altında sıkışmış hissettiğimde, işte o an bir mola her şeydir. İlişkilerim içinde geçerli, bazen eş, bazen abi, bazen o danışılan kişi olmaya dur derim, o rollerimden sıyırılıp çıplak olmak isterim.
Konumlanmak hali, nerede duracağını bilmek. Bedeninle, düşüncelerinle, eylemlerinle, sözlerinle. Tırmanış yaparken güvenli alan yaratabilmek, doğru kayada bulunabilmek mesela. Evimdeki koltuğun, yatağın benim olan tarafı, şakalarımda ve sözlerimde ileriye gitmemek, incitmemek, özel alanlara girmemek hep durmakla ilgili işte.
Yaşamak, uzun süre görüşmediğim arkadaşlarımdan duyduğum an...
- Kedin duruyor mu? örneğin… evin duruyor mu, bağlaman duruyor mu diye devam eder.
- Büyükler hayatta mı? diye sorulur,
Onların yerinde durabilmekte mesele derim içimden fazlaca ekmek yemek gerek. Kayıplarla büyümekte önemli. Kayıplarla büyür insan; dedelerin sesi gider, ama bıraktıkları duruş kalır.
Bazen de yokluklarında anılarını sürdürmek gerek, dedelerimin söylediği türküler, halamın nasihatları hala kulağımda durur mesela.
Bir görevi, sorumluluğu üstlenmekte olabiliyor durmak, iş yerinde o iş bende derken veya zor işlerde soğukkanlı dururdum derken, o olmak hali ile o işi kabul etmek arası bir yerde buluyorum kendimi.
Oyalanmak, zaman geçirmek, derinleşmekte de duruyorum, yürüyüşler yaparken bir manzaranın güzelliğinde duruyorum, yüzümü yıkayıp su içerken çeşme başında duruyorum, uzun yollarda çay, sigara için molalarda duruyorum. Bazense okuduğum kitapta beni etkileyen, altını çizdiğim o cümleyi derinleştirmek için duruyorum düşüncelere, derinlere.
İbadet hali de var, kıbleye durmak, namaza durmak, toprağa, güneşe, yağmura durmak var değil mi?
Bazen de o gerçek hali çalışır kelimenin, durmuyorum artık saygı görmediğim ortamda mesela, durmuyorum çok kalabalık, gürültü ortasında bana fazla yorucu geliyor. Bazen de sadece duruyor ve bakıyorum, cevap vermeye değmedi zamanlar mesela.
Durup durup köyümde duruyorum, kök salmaya çalışıyorum. Eylemsiz değilim, bırakmış değilim aksine hedeflerime yürürken neredeyim, ne kadar kaldı, ben nasılım diye duruyorum sadece.
Öyle bir an gelecek ki, her şey duracak benim için, Cahit Sıtkı’ya göre biraz daha var.
Ben 37 yaşımın kelimesini buldum, durmak… Manifestosu olsun yeni yaşımın. Durmayı seçiyorum çünkü hareket etmeyi de biliyorum.






Yorumlar