top of page

Bozdağ'ın Eteklerinde, Efeler'in Yolunda

  • Gökhan Keskin
  • 18 Oca
  • 2 dakikada okunur
gölcük

Bozdağ eteklerinin ve köylerinin bu kadar saklı güzellikler barındığını okumuş olsam da gördüklerim karşısında heyecan duymamak imkansızdı. Şimdi size İzmir’de yapılacak, gezilecekler listesi çıkartın desem, alacağım cevaplar içinde, Çeşme, Alaçatı, Foça, Seferihisar, Efes, Şirince, Karaburun diye devam eden bir cevap listesi ile karşılaşacağıma eminim. Belki araya Bergama’yı, Kozak Yaylası’nı sıkıştıranlarınız olabilir ama Ödemiş-Bozdağ-Gölcük sanırım bu seçeneklerde arasında almaz. Bence listeye alma zamanı…


Bir süredir aklımızda olan Efeler Yolu yürüyüşü için İzmir Ödemiş’teyiz. Cumhuriyet Bayramı tatilini birleştirerek ve fırsat bilerek, 5 günlük bir zamanımız var. Yıllar önce günübirlik gelmişliğim var, hafızamda minik anılar, unutamadığım güzel görüntüler.


Ülkemizin işaretlenmiş yürüyüş parkurları içinde yeni sayılabilecek bir rota. İzmir’in kuzeyindeki Bornova’dan başlayıp güneyindeki Efes Selçuk’ta son bulan ve içe doğru yarım daire çizen 500 km’lik bir doğal parkur. 28 etaba ayrılmış durumda ve Green Destinations “Top 100 Stories” arasında yer almaya hak kazanmış üstelik.


5 günlük zaman kısıtı nedeniyle 28 etabın Bozdağ eteklerinde olan kısmını seçiyoruz ki etkinlik sonrası ne kadar doğru bir karar verdiğimizi anlıyoruz. Lübbey-Gölcük-Birgi-Bozdağ ve son olarak Şirince etabını da yürüyerek etkinliği tamamlıyoruz.


Gölcük Bozdağ’ın sakladığı bir nazar boncuğu gibi. 1000 metre rakımlarda doğal güzelliğini koruyan temiz hava alanı gibi. Dağların göldeki yansıması heybetlerini büyütüyor. Sessizlik en güzel ses, sabahları oluşan sis adeta sonbaharın renkleriyle ressamlara ilham kaynağı. Kışın gelmeli diyorum buraya, tecrit etmek istercesine bedeni şehrin kargaşasından. Yeniden gelmek üzere bir yer işareti bırakıyoruz Gölcük’e…



Sonbaharın yakıştığı bir coğrafyada olduğumuzu anlıyoruz Bozdağ eteklerinde yürüdükçe. Konu sadece o pastel renkler değil… Bahar’ında benim de çok sevdiğimiz o şey… Kestane. Her yer, her yer, her yer kestane ormanı. Kendimizi mısır ambarına düşmüş tavuk gibi hissediyoruz. Yemekten karnımızın ağrıdığı, akşam kebap yaparız diye toplamaktan çantalarımızın ağırlaştığı mutluluklar bunlar.



Kestane ormanları bitiyor, uzun boylu, yakışıklı çam ağaçları sonra meyve bahçeleri ve köyler. Yürümek ne kadar anlamlı ise gördüklerimizin, hissettiklerimizin bu anlamda payı o kadar büyük işte. İzmir’deyiz ve buralar İzmir’in gürültüsünden, karmaşasından çok uzak.

Buraya kadar geldiğimize göre Bozdağ Zirve yapmadan da dönmek istemiyoruz tabi yürüyüşümüzün 1 gününü zirve tırmanışına ayırıyoruz. Yükseldikçe ovaların sınırları belirginleşiyor, yürüyüşümüzün haritası netleşiyor kafamızda. Orman örtüsü aşağılarda kaldıkça nefesimiz hızlanıyor.



Zirve’ye vardığımızda asıl sürpriz ise, uğur böcekleri. 2100 metrede bu kadar çok uğur böceğini görmek beklemediğimiz bir görüntüydü. O kadar çoklardaki bir ara ürkütmedim değil ama dileklerimizin en azından biri garanti diye düşünüyorum artık. Bu tırmanışı Cumhuriyetimizin 102. yılını armağan ederek indik.



Bu rotanın asıl yakutu Birgi ama onu ayrıca yazmam gerek, öyle özel.

Doğayı seven her dostumuzu bu yolu yürümeyi ve Bozdağ coğrafyasına davet ediyoruz. İzmir’ sadece sahilden ibaret sanan dostlarına göndermeyi unutma…


Yorumlar


Bir şeyler yazmak mı istiyorsun?

Sana dönmek için çabalayacağım, teşekkürler!

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page